Halk Oyunlari Üzerine
Halkimizin olusturdugu en renkli degerlerden biridir ;
halk oyunlari. Geçmisten bugüne kostümlerindeki renkliligi, her biri
hayatin içinden çikmis figürleri ve essiz müzikleriyle hem zengin
bir kültür ürünü hem de önemli bir görsel sanat olmustur.
Tabii
halk oyunlarina anlayis ve bakis bahsettigimiz degerlere yakisan
nitelikte degildir. Ne bir kültür degeri olarak ne de bir sanat
olarak hak ettigi yere konmamistir halk oyunlari. Daha çok ülkemizi
tanitma amaçli bir misyon üstlenmis, son zamanlarda da yarismalarla
gündeme gelmistir. Bu kadari da bu degerli malzemeye yeterli
degildir.
Her seyden önce bir gelenektir halk oyunlari, bir
mirastir. Oyun ve müzik halkimizin ortak uygulari olarak milli olma
vasfinin ve egitiminin en güçlü aracidir. Bardan, horona, horondan,
halaya, halaydan zeybege ülkemizin her metrekaresine renklerini
dagitmistir. " Bir cografya ve tarih gerçegi olarak, çesitli
bölgeler içinde degisik ve renkli örnekler halinde, her firsatta
milli ve mahalli bir kaynasma ve hareket unsuru halinde yasatilan bu
gelenek, tabiat sevgisi, insan sevgisi, memleket sevgisi ve millet
bagliliginin açik tezahürüdür."*
"Halk oyunlarimizi seyrederken, yurdumuzun degisik
yörelerinde yasayan insanlarin örf, adet, ve geleneklerini,
karakterlerini, duygu ve düsüncelerini, inanislarini ifade ettigini,
tabiat ve diger canlilarla yaptiklari mücadeleyi anlatan özellikler
tasidigini görürüz. Her sanat dalinda oldugu gibi halk oyunlarimiz
da insani anlatir. Bu nedenle oyunlarimizin altinda, kaynagi çok
eskiye dayanan, bugün unutulmaya yüz tutmus derin bir mananin
gizlendigi hissedilir."**
*AKYILDIZ, Naciye, Türk Halk Oyunlari,
Ankara, 2000, s.5
Halk Oyunları
Halk Oyunlarinin Oynanis Nedeni, Yeri, Oyuncu Seçimi,
Oyuncu Hazirligi
Halk oyunlari dügünlerde, nisanlarda, askere
ugurlamada, yaylaya çikis ve iniste, dogumda, dini ve milli
bayramlarda, kazanilan zaferin sonucunda, ferfene, barana, sira
gezmesi, yaren sohbeti gibi toplantilarda oynanmaktadir.
Oyunlar
genellikle oyun oynamaya elverisli açik alanlarda oynandigi gibi
kapali yerlerde oynanir.
Özellikle dügünlerde, yörede iyi
oynadigi bilinen kisiler davet edilir. Çünkü toplulugun basinda
yörenin müziklerini ve oyunlarini iyi bilen ve saygin kisiler
bulunur. Halk oyunlari figür bakimindan zenginligini bu kisilere
borçludur. Onlar maharetini ustaligini göstermek için kendine özgü
dogaçlama figürler yapar. Böylece oynayan ya da oynamayan insanlara
özellikle gençlere oyunlar gösterilmis, aktarilmis olur.
Halk
Oyunlarinin Gelenegi, Inanisi, Efsanesi, Öyküsü
Halk oyunlari
taklidi oyunlar (doga oyunlarini, günlük yasami vb.) olabilecegi
gibi, toplumsal olaylari, aski sevgiyi de konu alan oyunlar vardir.
Mesela Urfa Kimil oyunu, ekine zarar veren bir hasare yüzünden
halkin yasadigi sikintiyi dile getirir ve bu oyunda oldugu gibi
diger oyunlar için de çesitli anlatilar vardir
Konularina Göre
Halk Oyunlari
Insan tabiat iliskisini konu alan oyunlar. Yagmur,
sis, akarsuyu konu alan oyunlar. Bitkileri konu alan halk oyunlari.
Rakamlarla ifade edilen oyunlar. Insan hayvan iliskilerini konu alan
halk oyunlari. Toplumsal olaylari konu alan halk oyunlari; kavgayi
konu alan oyunlar, savasi konu alan oyunlar, aski ve sevgiyi konu
alan oyunlar, kizla erkegin birbirine kur yapmasini konu alan
oyunlar. Askere ugurlamayi konu alan oyunlar. Tarimi konu alan
oyunlar, ekin biçimi konu alan oyunlar, ürünün zarar görmesini konu
alan oyunlar. Meslekleri konu alan oyunlar, çobanlarla ilgili
oyunlar, kadinlarin yapmis oldugu günlük isleri taklit ederek
erkeklerin oynadigi oyunlar, ekmek yapimi inek sagilmasi gibi tesbih
edilen oyunlar. Bir is üretimi ile ilgili oyunlar ip egirme gibi.
Degisik Yörelerde Degisik Grup Oyunlari
Türkiye'de
halk oyunlari ülkenin kültürel yapisi geregi, oynanis sekli
bakimindan birbirinden farklilik gösteren türlere ayrilir. Bunlara
örnek olarak Erzurum civarinda Bar, Dogu ve Güneydogu'da Halay,
Trakya'da Hora, Karsilama, Karadeniz'de Horon, Konya ve civarinda
Kasik Oyunlari, Ege'de Zeybek verilebilir.
Halk Oyunlari Üzerine Düzenleme Çalismalari
Halk
oyunlari artik dogal ortamindan çikmis, yarismalar, festivaller
dolayisiyla sahnelenen bir sanat dali haline gelmistir. Bu nedenle
de sahneye uygun düzenlemeler yapilmaktadir.
Oyun Nedir?
Oyun, öztürkçe bir kelimedir. Dil ve ifade bakimindan en
eski üniversal olanidir. Oyun: duygu ve düsüncenin hareketle
ifadesidir. Bu sekilinin yasanilan toplumla siki bir iliskisi
vardir. Ilk insanlar oyunla; düsünce, tasavvur, arzu, ihtiras ve
efsanelerini anlatirlardi. Ilk insan henüz hiç bir sey bilmedigi
dönemde tabiat içinde yasarken birtakim sesler duydu, haraketler
gördü. Zamanla bu haraket ve sesler, kafasinde çagrisim yapmaya
basladi, haraketleri ve sesleri taklit etmeye basladi. Iste o zaman
ses ve haraketin bütünü olan "oyun" ortaya çikti. Eski eserlere
baktigimizda ilkel kavimlerde, insanlarin atesin etrafinda
toparlanip hayvan hikayeleri anlattiklari, anlattiklari hikayeleri
canlandirarak oyunlar oynadiklari görülmektedir. Ayrica avladiklari
hayvanin kiligina girmek, onun gibi ses çikarmak, makyaj yapmak sik
rastlanan olaylardi. Iste ilk insandan baslayarak günümüze kadar
gelen "oyun" günümüzde halk kültürünün önemli ve zengin bir bölümünü
olusturmustur. Müzik asirlarca oyunu takip etmis, ölçülerini ondan
almistir. Mevlevi tarikatinda "sema" ve ondaki figürler, dilin
kaliplarindan soyunmasindan baska bir sey degildir. Mevlana,
"mesnevi'yi bitirince bundan sonra dilsiz gelir" der ve O'nu bu
sikintidan oyun kurtarir, kisaca sema, mesnevinin devamidir. Eflatun
"oynar gibi yasamali, oyunlar oynamali, sarki söylenmeli, dans
etmeli, böylece tanrilarin gönlü alinir ve insanlarin kendi
düsmanlarina karsi savunur yarisma kazanir" der. Bizde "oyun"
üzerine ilk yazi Riza Tevfik Bölükbasi tarafindan yazilmistir.
Bölükbasi "Nevsal-i Afiyet" adli tip yilliginda yayimlanan yazisinda
raks kelimesini kullanmistir. Yazida "oyun: savas, kavga, av,
eglenmek, dogurmak, ates yakmak, adam yemek, yilan tutup dislerini
sökmek gibi olaylardan tutunda, günlük olaylardan herseye varicaya
kadar oyun ile taklit edilir. Her münasebetle raks edilir. Mehtaba,
günese, karanlik geceye atese raks edilir vesselam" diyerek konu ile
ilgili düsüncelerini belirtmistir. Evliya Çelebi de
"seyahatname"sinde Avrupa'da dans olaylarindan bahseder. Zamanla
danslar dini, törensel niteliklerini kaybede kaybede manasini
yitirince, açikça izah edemedigimiz soyut danslar halini almistir.
Bugün bize ne olduklarini az çok anlatan oyunlar taklitli
oyunlardir. Oyun enerji fazlasini atmak, benzetme içgüdüsünü
doyurmak, bosaltmaktir. Bir kurama göre; genç yaratiklari (insan,
hayvan) ilerde yasamin gerktirdigi ciddi is ve ugraslara hazirlamak,
yetistirmek içindir. Ya da dogustan bir gelistirme itkisi, ya da
üstün gelme ve yarisma istegi, yitik enerjiyi tek yönlü canlilikla,
eylemle onarmaktir. Görüldügü gibi oyunun insan hayatinda önemli bir
yeri vardir. Düsünen insan ve hemen onun yaninda bir de oynayan
insan vardir. Özellikle egitimciler oynayarak ögrenmenin daha ilginç
oldugunu, katilmayla daha çok ögrenildigini, ögrencilerin belleginde
daha iyi kaldigini, karar verme ustaligini daha iyi kazandirdigini,
davranislari gelistirdigini saptamislardir.
Halk Oyunlarinin Tarihçesi
Halk Oyunlarinin Dogusu Türkler, birlikte yasama önemli
ölçüde deger veren, törelerine bagli, yaratici insanlar olarak kabul
edilir. Tarihte ilk Türk uygarliklarindan Samanlarin, Hunlularin,
Oguzlarin günümüze uzanan belgelerinden, geleneklerine bagli olarak
yapilan törenlerinin en önemli bölümünü Halk Oyunlarinin
olusturdugunu anlamaktayiz. Ortan Asya'daki Atalarimizin oyunlari
ile ilgili ilginç belgelere rastlanmaktadir. Çinli bir sair hanim,
Han Beyi'ne gelin gelmis ve memleketine gönderdigi mektupta
Hunlularin adetlerinden manzum alarak su sekilde söz etmistir.
DAVULU HER GECE DURMAZ DÖVERLER TA GÜNESLER DOGANA DEK DÖNERLER! Bu
yazi sira oyunlarinin (M.Ö 2000) yillarinda ates çevresinde davul
esliginde oynandigini ve günesin dogusunu, batisini çevredeki dogal
olaylari öyküleyen halk oyunlarinin sabahlara dek sürdürüldügünü
kanitlayan bir belgedir. Anadolu'da yasayan Türk uygarliklarinda ise
Asya'dan getirdikleri genis kültür birikimleri ile eski Anadolu
uyarliklarinin kültür ürünlerinin özümlenmesini görmekteyiz. Bunun
sonucu uygarliklarin besigi Anadolu'da, Atalarimiz, yaratici gücü,
sanat anlayisi, begeni ve becerilerinin de katkisiyla deger biçilmez
halk oyunlarimizi olusturmuslardir. Anadolu'da yasayanlar dil, din,
tarih, yerlesim alani ve ekonomik iliskiler bakimindan çesitli
kültürlere bagliydilar. Türkler Orta Asya'dan getirdikleri
Hititlerin, Frigya, Iyon, Bizans kültür birikimleri üzerinde,
Selçuklular ve Osmanlilarla sürdürerek gelistirdiler. Bu yücelme
sonucunda ortaya çikan deger biçilmez halk oyunlarimiz gelenekler
içinde törenlerimizde yasatarak bütün çesitleri ile günümüze kadar
getirdiler. Halk oyunlari toplum üyelerince kabul görerek insan
davranislarini ögrenilen ve kusaktan kusaga aktarilan kültür ürünü
olarak yerini aldi. * AKYILDIZ, Naciye, a.g.e., s. 9-17 Ilkel ve
Gelismis Topluluklarda Halk Oyunlarinin Yeri Ilkel insanlarda hayat,
düsüncelerle degil devinimlerle baslamistir. Bu insanlarin teori ile
pratigi birbirinden ayiramadigi ve zihinsel soyutlamanin hayatlarina
yeterince girmedigini görmekteyiz. Zaten bu asamada henüz teoriden
bahsetmekte mümkün degildir. Ve yalniz ilkel tapinma törenleri söz
konusudur. Ilkel tapinma da henüz pratiktir ama emekten bilinçli
olarak ayrilmis bir pratiktir. Bu törenlerde yapilan tapilan en
önemli bölümü yansilama ( öykünme) danslarindan olusurdu. Böylece
bugünkü öykünme bize atalarimizdan miras kalmis bir özelliktir
diyebiliriz. Ilk insanlar bir isi yapabilme yetenegini gelistirmek
için o isi yapmadan önce temsili olarak ortaya koyup taklit
ederlerdi. Böylece nesnel bir islevi yerine getirmek için öykünme
(taklit) dogmus oluyordu. Atalarimiz bazen dogayi evcillestirmek,
bazen avina bir üstünlük, bazen de totemin doga üstü güçlerinden
yararlanmayi törenlerinde amaçliyor ve islerinin bir çogunlugunu
danslarla yerine getiriyorlardi. Ilkel toplumlarda dinsel törenler,
bireyleri toplum yasamaya zorluyor ve koydugu kurallarla iliskilerin
uyumlu ve dengeli yasamin da daha az sorunlu olmasina yardimci
olunmasini sagliyorlardi. Törenlerde oynanan oyun bir görevi
üstlenip bu ödevi yerine getirmektir. Inanci, oynanan oyunun
bireyleri baglayici nitelikte ve belli amaçlara yönelik oldugu
düsüncesini açiklamaktadir. Bu nedenle törenlerde yapilan danslar
zamanla belli kural ve kaliplara baglanarak yasatilmis ve daha
sonraki kusaklara tasinmistir. Ilkel insanlarda yasamlarini
sürdürmek için ihtiyaçlardan dogan bu danslar, deneyler sonucu
geliserek sanatini ilk halkalarini olusturdu. Ilkel insani
yaratmakta, gücünü artirmakta ve yasayisini zenginlestirmede kendine
gerçek bir yol buldu. Ava çikmadan önce yapilan çilgin dans,
toplulugun güven duygusunu gerçekten artiriyordu. Yüze sürülen savas
boyalari, atilan savas çigliklari savasçiyi daha kararli yapiyordu.
Ayrica düsmani da ürkütebiliyordu.Ürkütücü doga karsisindaki güçsüz
yaratik (insan) gelismesinde yaptigi danslarin büyük etkisinden
destek aliyordu Eski Misir Uygarliginda Dans Eski Misir
uygarligindan kalan bazi resimler BENI HASAN mezarlarinda bulunup,
dansin temel figürlerini, hareket siralarini göstermektedir. Tek,
çift veya grup halinde yapilan danslarin dramatik, lirik ve
sekillerini, din kültür, taklit, ifade savas temeline dayanan
çesitlerini resimlerden izlemek mümkün olmaktadir. Eski Misirlilarda
da bir çok uygarlikta görüldügü gibi dans inanç geregi ibadet
amaciyla yapilirdi.Tanrilar içi yapilan ayinlerde, hasat ve bereket
için yapilan senlik ve törenlerin dans degismez gösterisiydi. Eski
Misirlilar cenaze törenlerinde dramatik danslar yaparlardi. Baska
toplumlarda bu tür cenaze törenlerinde dansa ender rastlanir.
Özellikle yüze maske takilarak yapilan bu dansa ölüm dansi
denilirdi. Misirlilar da diger toplumlarda oldugu gibi dans yaparken
müzik aleti çalar, özel giysiler giyer, tempo tutarak eslik
ederlerdi. Eski Yunan Uygarliginda Dans Eski Yunan uygarliginda
dansin, önemli bir egitim unsuru ve her yasta yapilan bir ugras
oldugunu görmekteyiz. Büyük oyunlarin programlara alinmasi,
yarismalarda derece alanlara ödüller verilmesi, dansin kültür ve
sanat degerleri yaninda "Spor" çesitleri içinde yer aldigini
göstermektedir. Ayrica eski Yunanlilarin vücut egitiminde dansin
önemli bir yeri vardir. Kiside is verimini saglayan, eglence içinde
ve müzik esliginde yapilmasi halk danslarina olan ilgiyi önemli
ölçüde arttirmistir. O dönemin bilim adamlarinin, bilge kisilerinin
de iyi birer dansçi olduklarini ve halk danslarina önem verdikleri
konusunda önemli belgelere rastlanmaktadir.(Aydin, Cengiz, "Türk
Halk Oyunlari" Türk Halk Müzigi ve Oyunlari Dergisi, Ankara 1983, s:
210) Eski yunanlilar dans yaparken özel giysiler giyer, maskeler
kullanip, müzik esliginde sarkilarla dans ederlerdi. Böylece
hayatlarinin özünü ve yasamlarinin çesitli yönlerini yansitan
hareketlerin anlamini pekistirip, zenginlestirmislerdir.
Yunanlilarin danslari da genellikle insanlarin iliskilerini ve iç
dünyalarini dogmaca (dogal) anlatan hareketlerden olusur.
Yunanlilarin "Eleusis" ayinlerinde, bireyi kendinden geçiren,
tanrisalliga ulastiran danslar yapilmistir. Bu danslar bireylerde,
bosalim, arinma ve doyum saglama amacini gerçeklestiriyordu. Ilkel
ve Gelismis Toplumlarda Dans Kavrami Ilkel toplumlar da raksin
anlami o kadar önemlidir ki her hareketi baska baska olaylarin
temsili sayilmaktadir. Örnegin; bugün bile, Amerika yerlileri Afrika
da çiplak gezen vahsi kabilelerin oyunlarinda mana hakimdir. Ava
çikmadan önce toplu olarak yapilan çilgin danslar güven duygusunu
arttirir, yüze sürülen savas boyalari savasçilari daha kararli yapar
ve düsmani ürkütüp korkutur diye düsünülmektedir. Bütün bunlar
tehlikeli ve ürkütücü doga karsisinda ki güçsüz yaratik insanin
gelismesinde büyüden büyük destek bekledigini açiklamaktadir. Ilkel
toplumlarin yasamlarini sürdürebilmeleri için ihtiyaçtan dogan bu
danslar, deneyler sonucu geliserek sanatin ilk halkalarini
olusturmustur. Ilkel toplumlar törenlerde oynadiklari tüm oyunlari
görev olarak üstlenip, bir görevi yerine getirdiklerine inanirlardi.
Bu amaçla törenlerde yapila gelen danslar zamanla belli kural ve
kaliplara baglanarak daha sonraki kusaklara aktarilirdi. Vahsi (
ilkel )'lerin manidar rakslarina karsin gelismis toplumlarda mana
kaybolup, hareket hakim olmustur. Medeni raks sekil ve görünüm
olarak çok gelismis olsa da , yasantimizdaki olaylarda görülme
sikligi, manidarligi ve önemini kaybetmistir. Özellikle danslardaki
mana yerini sanatsal hareketlere birakmistir. Çünkü insanlarin en
önemli isi raks degildir. Günümüzde, Halkbilimin içinde dogan ve
onun içinde gelisen halk oyunlarimizin, tüm bilgi edinme
kaynaklarindan etkilendigi ve bu çabalardaki orak payda olan
bilgilenme sonucunda, kontrollü degiskenlerin degil, toplumun
ihtiyaci olan yönelmelere yardimci olunmasi sentezlerine ulasildigi
gözlenmektedir. Bundan anlasilacagi gibi, "Oyun kültürün dogusunda
baslica etkendir." O halde kültürün kapsami için de yer alan sanatin
da kökeninin "oyun" oldugunu ve sanatin dogusunda önemli bir rolünün
bulundugunu söylemek mümkündür. Türk Halk Kültüründe Halk Oyunlarini
yeri Ülkemizde halk oyunlarinin çalismalarda, egitimde, kültürde ve
diger alanlarda degerlendirilmesi ancak son yillarda önem
kazanmistir. "Oyun, kültürün dogusunda baslica etkendir." Buna göre
kültürün kapsami içinde yer alan sanatin da kökeninin "oyun"
oldugunu ve sanatin dogusunda önemli bir rolünün bulundugunu
söylemek mümkündür. Tarihte ilk Türk uygarliklarindan; Samanlarin,
Hunlarin, Oguzlarin geleneklerine bagli olarak yaptiklari törenlerin
önemli bir bölümünü halk oyunlarini olusturdugunu bugüne kadar
gelebilen belgelerden anliyoruz. Anadolu da yasayan Türk
uygarliklarinda ise, Asya'dan getirdikleri genis kültür birikimleri
ile Anadolu uygarliklarinin kültür ürünlerinin özümlenmesini
görmekteyiz. Bunun sunucu olarak uygarliklarin besigi olan
Anadolu'da Atalarimizin yaratici gücü, sanat anlayisi, begeni ve
becerilerinin de katkisiyla deger biçilmez halk oyunlarimiz ortaya
çikmistir. Türklerde danslar; kiliçla, mumlarla, kutsal sayilan
araçlarla oynanirdi. Ugur getirmesi için yapilan halk oyunlarina
sikça rastlanmaktaydi. Günümüzde bunlarin kalintilari danslarimizin
bir çogunda görülür. Bu danslarin kutsal amaçlarinin zamanla ortadan
kalkarak eglence içi yapildigini görüyoruz. Anadolu'da ölüm dansina
(ölen kisi için yapilan) rastlamamaktayiz. Birçok yabanci ülkede
günümüzde bile görülen ölüm dansi eskiden bazi Türk boylarinda da
yapilmamaktaydi.* Tarihsel süreç içinde olusan din olgusu, halk
oyunlarina kökenlik etmis, onun ayin biçimi ve ibadet gelenekleri bu
ulusal kaynagi sekillendirmistir. Ibadet devinimleriyle olusan
figürler motifler, ilkel din sistematizmi içinde imajlarini
olusturarak ve düsünsel yapida belirginleserek anlam kazanmis, yine,
ayinsel fonksiyonlar içeren dinsel ilahiler, varliklar dünyasinin ve
tabiattaki tabii seslerin taklidi biçimindeki terennümlerden ortaya
çikmistir. Inisiasyon ayinlerinin ürünü olan bu degerler,
toplumlarin tarihsel gelisimi içinde, bilinç disi olmak üzere,
nesilden nesile aktarilarak yine dinsel ortaminda islenmis ve
gelistirilmistir.** Zaman içerisinde Türk Toplumu'nun çesitli
yabanci dinlere girmesi, onlarin kültürel ve dinsel etkisinin
altinda kalmasi, somut ve anlasilir anlamlar tasiyan devinimleri ve
melodileri, soyut ve anlami bilinmeyen, dinselligi kaybolmus danslar
sekline dönüstürmüstür. Her biri bir dinsel inanç ve eylemi ifade
eden devinimler, anlamlarindan ve özel giysilerinden soyutlanmasi
sonucu "Köçek" danslarinda oldugu gibi erotik bir anlam kazanmasina
neden olmustur. Türkler Orta Asya'dan getirdikleri kültür
birikimlerini, Hititlerin, Frigya, Iyon, Bizans kültür birikimleri
ile pekistirerek, Selçuklular ve Osmanlilarla sürdürerek
yücelttiler. Bu yüceltme sonucunda ortaya çikan paha biçilmez halk
oyunlarimizi gelenekler içinde törenlerimizde yasatarak bütün
çesitleri ile günümüze kadar getirdiler. Günümüzde halk oyunlari ile
ilgili çalisma, arastirma, derleme ve gösteriler çesitli kuruluslar
tarafindan yürütülmektedir. *Aydin, Cengiz, "Türk Halk Oyunlari",
sayi:5, Ankara 1982, s.211. **Öngel, Hasan Basri, Türk Halk
Oyunlarinda Din Etkisi Milletlerarasi Türk Halk Kongresi, Ankara
1996. Dünyada hiçbir ülkede bulunmayan zenginlikteki halk
oyunlarimiz, kendi halkimiza ne yazik ki basit bir eglence araci
olarak yansitilmaktadir. Genelde konu bir kültür ünitesidir. Onun
içindir ki, konuya kültür açisindan bakmak gerekmektedir. Oysa
ülkemizde, halk kültür ürünlerinin en yaygin olani, halk oyunlari
basta olmak üzere yalniz tanitma amaç edinilmistir. Gerekli bilimsel
çalismalar yapilmadan, yüzeysel ve dayanagi olmayan biçimde konulara
el atilmistir. Sonuç olarak bir kültür hazinesi olan halk
oyunlarimizin gelecek kusaklara daha saglikli bir sekilde
aktarilmasi ve hak ettigi seviyeye ulastirilmasi en büyük görevimiz
olmalidir. 1900 Yilindan Günümüze Halk Oyunlari Çalismalari Halk
danslari çalismalarinda yöntem konu, kadro alan gibi kuramsal
bilgiler yaninda arastirma, inceleme, derleme ve gösteri gibi
uygulamalarla da karsilasilmaktadir. Bu bakimdan baslangiçtan
zamanimiza kadar olan çalismalarda sik sik degisik konulara öncelik
verildigi görülmektedir. Örnegin; baslangiçta sadece halk
danslarinin öneminden söz edilirken, cumhuriyetin kurulus yillarinda
yazilan yazilarda zeybek gösterileri ele alinmaya basladi. 1929'da
halk danslarinin filme alindigini ögreniyoruz. 1950 yillarindan
sonra ise festivallerle birlikte anilmaya baslanmistir. Türkiye'de
halk danslari ile ilgili ilk yazi 1900 yilinda Riza Tevfik
(Bölükbasi) tarafindan yazilmistir. "Raks" basligi tasiyan bu yazida
halk danslari üzerine bugün bile aktüalitesini kaybetmeyen konulara
deginilmis, önemli bilgilere yer verilmistir. Bu nedenle de bu yazi
Türkiye'deki halk danslari ile ilgili çalismalarin baslangici olarak
kabul edilebilir. " Raks hakkinda" adli bu yazidan sonra, halk
danslari 1917 tarihinde okullarimiza girmis ve ögretilen ilk dansta
zeybek olmustur. Bu zeybege "Tarcan" zeybegi denmesinin nedeni de
Selim Sirri Tarcan tarafindan derlenmis olmasidir. Bu oyunun ilk
defa Istanbul Ögretmen okulu ögrencileri tarafindan Idman Bayraminda
halka sunuldugunu görmekteyiz.1 Cumhuriyet yönetiminin kurulmasi ile
halka egilme ve halkla kaynasma asamasinin ilk asamasina
geçilmistir. 1926 yilinda Istanbul Belediyesi tarafindan
konservatuar Halk müzigi derleme gezileri düzenliyor ve bu gezilerde
Halk danslarina da yer veriyordu. Ayrica Selim Sirri Tarcan
Ocaklarinda konferanslar verip Zeybek oyunlari, gösterileri
düzenliyordu. 1927 yilinda kurulan Halk Bilgisi Dernegi'nin
Tüzügünde halk danslarina "raks" adli bir ana madde koyuldugunu
fakat konuya fazla egilmediklerini söyleyebiliriz. 1929 yilinda halk
danslari ilk kez filme saptandi.1 Ileriyi iyi gören
halkbilimcilerimizde Yusuf Ziya Demircioglu, Mahmut Ragip Gazimihal,
Feruh Arsunar ve Abdülkadir Inan'dan kurulu bir ekip sinema
operatörü araciligi ile Trabzon, Rize, Erzincan ve Erzurum halk
danslarini Istanbul Konservatuari adina filme aldilar. Bu olayin
önemli olmasinin nedeni ise, halk danslarinin bundan kirk yil sonra
bilimsel nitelikli olarak ilme alinabilmesidir. Halk danslari 1932
yilinda kurulan Halkevlerinde kendini gösterme firsati buldu.
Daginik bir biçimde yapilan çalismalar düzenli, bilinçli bir sekilde
yapilmaya baslanarak tüm yurt düzeyine yayildi. Tüm illerde halk
danslari topluluklari kuruldu. Ankara basta olmak üzere festivaller
düzenlenmeye baslandi. 1941 yilinda halk danslari üzerinde bilimsel
çalismalar sürerken Vahit Lütfü Salci arastirmalarini "Gizli Türk
Dini Oyunlari" adli eserinde toplayarak yayinladi. 1944 yilinda
Kasim Ülgen'in 3 ciltlik "Dogu Anadolu Oyun Havalari" yayinlandi. Bu
kitapta ilk defa oyunlarin notalari, ayak hareketleri resimlerle
çizilerek halk danslarinin kalici olmasini sagladi. 1951 yilinda
Halkevleri siyasi gerekçelerle Adalet Partisi tarafindan
kapatilinca, halk dansi topluluklarinin çatisi alinda barindiklari
yuvasi dagilmis oldu. Bu duruma Üniversite ve Yüksek okullarimizdaki
gençler sahipsiz ve ilgisiz kalan halk oyunlarimiza sahip çiktilar.
1955 yilinda ilk defa bir kurum olarak Yapi ve Kredi Bankasi bu
kültür hizmetine sahip çikti. Türk halk danslarini gelistirmek ve
yasatabilmek amaciyla "Türk Halk Danslarini Yasatma ve Yayma Tesisi"
adli bir bölüm kurdu ve yuvasiz kalan halk oyunlarimizi bu çati
altinda barindirdi. Bu çati altinda degerli bilim adamlarimiz 14 yil
halk danslarini gelistirmek, yasatmak ve yaymak için çalistilar.
Yüzlerce arastirma ve rapor hazirlandi. Foto, film ve teyple
saptamalar yapildi. Halk oyunlari festivalleri düzenlenerek
buralarda 600'e yakin dans gösterildi. Bu çalismalarda 1600 kadar
dans oldugu bunlarin 400 kadarinin yasamakta oldugu anlasildi.
Tesiste yapilan tüm çalismalar ve hazirlanmis olan bant, nota, foto,
film ve dia gibi dans ve müzik ürünlerinden yararlanilarak Sadi
Yaver Ataman tarafindan hazirlanan "100 Türk Halk Oyunu" adli eser,
Yapi Kredi Bankasi tarafindan 1975 yilinda yayinlandi.1 Günümüzde
ise Halk oyunlari ile ilgili çalisma, arastirma, derleme ve
gösteriler çesitli kuruluslar tarafindan yürütülmektedir. Cumhuriyet
döneminde Halkevleriyle baslayan ve giderek büyük kentlerde Okul,
Dernek, Klüp ve topluluklarca sürdürülen Halk oyunlari
çalismalarina; Turizm Bakanligi, Milli Egitim Bakanligi, Gençlik ve
Spor Bakanligi, Köy Isleri Bakanligi ve Dis Isleri Bakanligina bagli
çesitli kuruluslar katilmistir. 1966 yilinda Milli Egitim Bakanligi
bünyesinde "Milli Folklor Ensitüsü" kurulmus olup daha sonra Kültür
Bakanligina bagli "Milli Folklor Arastirma Dairesi" ne ( M.F.A.D)
dönüstürülmüstür. Turizm bakanligi bünyesinde "Devlet Halk Danslari
Toplulugu" olusturulup, Gençlik Ve Spor Bakanligina bagli Izcilik ve
Bos Zamanlari Degerlendirme Genel Müdürlügünde Halk Oyunlari Subesi
kurulmustur.2 1970 yilindan sonra Turizm ve Tanitma Bakanligi halk
danslari ekiplerini yurt disi uluslar arasi gösterilere göndermeye
basladi. Halk oyunlari ekipleri daha sonra Japonya- Osaka fuarindaki
gösterilere, 1972 yilinda ise Fransa'nin Diyon sehrindeki
ulusararasi Halk Danslari festivaline gönderildi.Bundan sonra artik
Avrupa gezileri dönemi basladi. Su anda I.T.Ü Türk Musukisi Devlet
Konservatuari içersinde yer alan Halk Oyunlari Bölümü Bilimsel
olarak Halk oyunlari çalismalarini sürdürmeye devam ediyor.
Oyunlar ile ilgili temel bilgiler
Kaşık Oyunları: Konya, Mersin ve Antalya illerimizin
bulundugu Güney Anadolu ve Akdeniz kiyilari yörelerimizde oynanan
oyunlara verilen genel bir addir. Bu oyunlarda oyuncular ellerinde
ritim araci olarak tahta kasiklar bulundururlar. Onun için bu
yöremize oyunlar bakimindan Kasik Oyunlari Bölgesi denmektedir.
Karsilama: Bu isim altindaki oyunlar daha çok Kirklareli,
Edirne, Tekirdag, Kocaeli, Sakarya, Çanakkale, Bursa, Bilecik ve
Bolu illerimizin bulundugu Marmara bölgesinde oynanmaktadir. Bu
bakimdan söz konusu yöreye Karsilamalar Bölgesi denmektedir.
Karsilama iki kisinin karsilikli durarak oynadiklari bir oyun
biçimidir. Çiftlerin karsilikli olarak toplanmalariyla bir grup
halinde de oynanmaktadir. Kiz ve erkek karsilikli çiftlerin
karsilikli iki sira halinde dizilmesiyle bir grup oyunu biçiminde de
sürdürülmektedir. Karsilamalar salma oyunlardir. Oyuncular
birbirlerine tutunmazlar. Bazi karsilamalarda bütün oyuncularin
ellerinde birer mendil bulunur.
Hora: Kirklareli, Edirne ve
Tekirdag illerimizin bulundugu Trakya'da oynanan bir oyun türüdür.
Bu oyun Bar ve Halaylar gibi el ele ya da kol kola tutusularak
disiplinli bir biçimde ve dizi halinde oynanmaktadir. Karsilamalar,
nitelik ve nicelik bakimindan sözünü ettigimiz Trakya'daki
illerimizde kümelenmis olmakla beraber, Kocaeli, Sakarya, Çanakkale,
Bursa ,Bilecik ve Bolu illerimizin bulundugu Marmara bölgesine de
yayilmistir.
Zeybek: Izmir, Aydin, Denizli, Mugla ve Balikesir
illerimizin yer aldigi Ege bölgemizde oynanan oyunlarimizin
çogunlugunu Zeybek oyunlari olusturdugu için bu yöremize oyunlar
bakimindan Zeybek Oyunlari Bölgesi deniyor. Zeybek oyunlari tek kisi
tarafindan oynandigi gibi teklerden olusan bir daire halinde de
oynanmaktadir. Zeybek oyunlari, toplu olarak oynandigi zaman
oyuncularin birbirlerine tutunmadan oynadiklari salma oyunlardir.
Bar: Kuzeydogu Anadolu'da, Kars, Erzurum, Erzincan illerinin
bulundugu bölgelerde toplu olarak ve genellikle düz dizi ya da yarim
ay biçiminde, oyuncularin birbirlerine tutunarak oynadiklari
disiplinli grup oyunlarina bar denir.
Halay: Orta Anadolu ile
Güneydogu Anadolu'da Çorum, SIvas, Malatya illerinin bulundugu
bölgede, toplu, düz dizi biçiminde ve oyuncularin birbirine
tutunarak oynadigi oyun türüdür.
Horon: Karadeniz kiyilarinin
dogusunda, Ordu, Rize, Trabzon, illerinin bulundugu bölgede
oyuncularin dizi biçiminde birbirine tutunarak oynadigi oyunlardir.
Halk Oyunlari Türleri
Halay Oyunlari
Halay, birlik, beraberlik, yardimlasma gibi toplu hareket
anlamina, alaydan gelen insan toplulugu anlamina yada devamlilik
süreklilik anlamina gelmektedir.
Halayin tanimlarina gelince,
davul ve zurna esliginde, toplu olarak oynanan en az üç kisiden
baslayip genisleyebilen, toplu düz dizi halinde ve disiplinli bir
sekilde oynanan, kadin ve erkek el ele tutusarak, halka teskil
ederek ve muntazam ritimlerle ayak vurarak oynanan oyundur. Halaylar
davul ve zurna esliginde oynanir. Eller, omuzdan, parmaklardan ve
belden tutularak oynanir. Halayin basindaki oyuncuya "halaybasi",
sondaki oyuncuya "poççik" denir. Mendil sallamanin özel bir önemi
vardir.
Halaylar 1,2,3,4 bölümlü olarak olabilirler.
Tek
bölümlü halaylar: Tek melodiyle hizlanarak oynanirlar.Ancak ayni
melodinin agir olarak devam ettigi halaylarda vardir.
Iki
bölümlü halaylar: Bunlarda iki melodi ve iki ayri ritim vardir. Agir
baslayan
birinci bölüme agirlama denir. Agirlama kismi oturakli
ve gösterisli olur. Genellikle
"hoplatma", "yelleme",
"yeldirme", "siktirma", "yürütme" adlarini alir.
Üç bölümlü
halaylar: Bu halaylarda 3 melodi ve 3 ritim vardir. Ancak bazen
2 melodi ,3 ritim olabilir. Çogunlukla "agirlama" ile baslar
"yürütme" ile devam eder, "hoplatma" ile sona erer.
Dört bölümlü
halaylar: Bu halaylarda genellikle 4 melodi, 4 ritim bulunur. Her
bölümün ayri adlari vardir. Oyun yavastan baslar gittikçe hizlanir
ve son bölümde en hizli noktaya ulasir. Ilk bölüm "agirlama" ile
baslar, "yanlamaya" geçer "oynatmayla" hizlanir, ""hoplatma" ile son
bulur.
Zeybek Oyunlari
Zeybek, Efenin buyrugu altindaki gence, hafif silahli
eski bir sinif askere, hafif tüfekçi askerine, Özbekçe'de silahli
kisiye, çok eski bir Türk kabilesinden olan halka zeybek
denmektedir. Asil olarak zeybeklik gelenegi içersinde isyan olgusunu
tasimaktadir. Zeybekler daglarda yasayan var olan düzenin kendisine
kendi bulundugu yöre çerçevesinde bas kaldiran kisidir. Hiç bir
zaman örgütlü ve varolan düzeni degistirmeye yönelik hareketler
olmadiklari için sistem tarafindan zorlada olsa
bastirilabilmislerdir. Ama kahramanliklari hiçbir zaman dillerden
düsmemistir.
Oyunlarin çogu türkülü olup ritimler 9/2, 9/4,9/8
olarak uygulanmaktadir. Zeybekleri, tek, iki, ya da üç, bir çember
gibi, yuvarlak bir sekil üzerinde ve kalabalik, kasiklarla, agir,
çabuk, türkülü,davul-zurna esliginde, baglama, cura, darbuka
esliginde yalniz kadinlar, yalniz erkekler, karma oynananlar olarak
siniflandirirlar. Zeybek oyunlari oynanan yerleri, Bati Karadeniz'de
Silifke'ye kadar olan iller , Kastamonu, Ankara, Afyon, Isparta
illerinin dogu sinirlarina kadar olan bati illerimizi
gösterebiliriz.
Horon Oyunlari
Horon, tahil ürünlerinin, misir koçanlarinin hasattan
sonra kurutulmasi ve desteler halinde dik tutulmasina,Karadeniz
Bölgesinde kemençe ve zil zurna ile oynanan oyunlara verilen addir.
Bazi yerlerde "horum", "horun", "horan" denmektedir. Baslica
figürler, omuz titremeleri, öne egilmeler, kollarin asagi-yukari-
ileri hareketleri, bacak hareketleri, atmalar, toplanip açilmalar,
diz kirmalar, çömelmelerdir. Horonlar kadin, erkek karisik olarak da
oynanir. 5, 7, 9 vurusludur.
Horon oyunlari sinirini Artvin,
Rize, Trabzon, Giresun, Ordu illeri ile Samsun, Sinop, Kastamonu,
Zonguldak illerinin deniz kiyisi olarak çizebiliriz.
Bar
Oyunlari
Bar birliktelik beraberlik içeren elele tutusarak oynanan
oyunlardir. Barlar yanyana omuz omuza, elele oynanir. Asil, estetik,
mert oyunlardir. Bastaki oyuncuya "Barbasi"sondakine "Poççik",
Barbasinin yanindaki oyuncuya koltuk denilir. Barlarda ritimler
2,5,6,9,10,12 zamanlidir. Bar oyunlari için Erzurum, Agri, Erzincan
ve çevresini gösterebiliriz.
Kasik-Bengi- Mengi-Güvende Oyunlari
" Kasik" öztürkçe bir kelimedir. Orta Asya'da hakanlar
huzurunda oynanan ve adina"Hakan oyunu" denilen oyunda iki tabak,
iki kasik kullanildigi bilinmektedir. Oyunda oyuncular serbesttir.
Tutunma yoktur. Daire seklinde ya da karsilikli dizilerek oynanir.
2/4, 4/4, 8/8, 9/16, 9/8' lik zamanlar kullanilir.
Bengi
oyunlari toplu oynanan oyunlarin en tipik örnegidir. Özellikle
Balikesir, Bergama civarinda oynanir. Benginin bir savas sonrasi
kutlama oyunu oldugu söylenmektedir. Dini olmayan semaha hazirlik
için oynanan oyunlardir. Mengi gidis, dönüs, adim, sallana sallana,
yürüyüs anlamina gelmektedir.
Güvende oyunlari, oyuna kalkan
kisinin güvendigi kisiyi oynamaya kaldirmasiyla güvendi adini
almistir. Bursa civarinda yaygindir.
Karsilama ve Hora Oyunlari
Karsilama, karsilikli olmak ,gelenin hatirini hos etmek için
yola çikmak anlamina gelmektedir. Agir bir tempoda baslar gittikçe
hizlanir açik yerlerde çift davul çift zurna kullanilir. Zurnalardan
biri "dem" tutar. Trakya, Marmara, Karadeniz Bölgelerinde, Edirne,
Balikesir, Kirklareli, Tekirdag, Izmit, Adapazari, Bilecik, Bolu,
Giresun, Ordu, Çanakkale, Bursa civarinda oynanmaktadir..
Trakya
bölgesinde el ele, kol kola, omuz omuza toplu olarak oynanan
oyunlara "Hora" denmektedir. Agir ve çabuk kisimlari olan serhat
boylarinin kahramanlik ve yigitlik duygusu ile yakilmis türküleri
ile oynanir.
Yöreler
ADIYAMAN
Adiyaman güneydogu illerimizden biridir. 1954 yilinda Malatya'
dan ayrilarak il olmustur. Uzun yillar Malatya ilinin bir ilçesi
olan bugünkü Adiyaman ilinin halk kültürü ile ilgili arastirmalar,
her iki kültürün ayni kökenlere bagli oldugunu göstermektedir. Müzik
bakimindan oldugu gibi halk oyunlari bakimindan da Malatya ile ayni
konu, biçim, melodi, ritim, hareket hatta figürleri paylasmaktadir.
Adiyaman'da genellikle sevilip oynanan oyunlar sunlardir:
Agir
halay, Düz halay, Agir Malatya, Berde, Deriko (derino), Galüç,
Üçayak, Agir hava, Dik hava, Hasandagli, Lorke, Pekmezo, Dokuzlu,
Dokuzokkali, Tirpano, Kudaro halayi, Agir Govcuk.Tirge, Simsimi,
Sevda,
Yukarda saydigimiz halk oyunlarinin adlarindan da
anlasildigi gibi Adiyaman halk oyunlari Halay bölgesinde oynanan
dizi biçimindeki oyunlardandir ve genellikle agir olarak sürdürülen
oyunlardir. Kadinlar da bu oyunlardan bir kismini kendi aralarinda
oynamaktadirlar. Oyunlara eslik eden müzik aletleri sunlardir:
Davul, Zurna, Kaval, Baglama, Tef, Iklig, Darbuka, Cümbüs, Legen,
Cura.
Kadin Giyimi: Kadinlar baslarina Terlik denilen bir
basörtüsü baglar, terligin çevresine ipek Pusu sarilir. Basin
üzerine oturtulan gümüs islemeli Tac'in kenarlarina altin ve gümüs
paralar dizilir. Bazi köylerde çene altindan geçirilerek basin
arkasinda ya da üstünde baglanan basörtüler de kullanilir .
Kadinlar yakasi açik, uzun kollu bir Fistan, onun üzerine de
bele kadar inen islemeli bir Gömlek giyerler. En üstte önü iki,
arkasi tek parçadan olusan Üçetek bulunur. Bele Ben denen islemeli
kusak baglanir. Kadinlar saçlarini örerek on onbes belik meydana
getirirler. Ayaklarda yörede islenmis motifli çoraplar ve ayakkabi
yerine Yemeni vardir.
Kadinlarin süs esyalari, genellikle
dügünlerde takilan altin ve gümüslenden meydana gelir. Çelen,
alindan baslayip basi çepeçevre saran bir altin basliktir. 15-20
kadar küçük altin küreden meydana felen gerdanliga Hab denir. 8-10
kulplu altinin dizilmesiyle olusan gerdanlik Kiramus'tur.Bayramlarda
kadinlar avuç içlerine ve saçlarina kina yakarlar.
Erkek Giyimi
: Erkeklerin baslarinda genellikle Börk denilen keçe külah vardir.
Etrafi PusuIle sarilidir. Erkekler Aba ve Sako adi verilen yörede
dokunmus kalin bir kil ceketle kalin bir kil Salvar giyerler. Belde
Kusak vardir. Ayaklarda bölgede örülmüs çorap ile ayakkabi yerine
yemeni bulunur.
AFYON-DINAR
Afyon ilimiz Kütahya, Eskisehir, Konya, Isparta, Burdur, Denizli
ve Usak illeriyle çevrilidir. Bu bakimdan bir yönüyle Zeybek ve
Kasikli zeybek, bir yönüyle de teke oyunlari bölgesinde
bulunmaktadir. Karma oyunlarin bulundugu bu yörede daha çok Kirik ya
da Kasikli Zeybek oyunlari yer almaktadir. Genellikle erkekler
tarafindan oynanan zeybek oyunlari yaninda, Dinar ilçesinde, kizlar
tarafindan oynanan teke yöresi nitelikli oyunlarin agir bastigi
görülmektedir.
Afyon'da oynanan oyunlarin çogu türkülüdür. Saz
çalanlar türkü de söylerler. Saz grubunu baglama, darbuka, zilli
masa, ve tef olusturur. Açik havada bu sazlara davul ve zurna da
eslik eder. Oyunlarin adlari genel olarak türkülerin ilk
dizelerinden alinmistir. Oynanan oyunlarin bazilarinin adlari
sunlardir: Dam basina asa gomus galbiri, Pençiresi yesil perde, Heç
meze m'olur portakalin dilimi, Efelerin usagi, Buhurcular agir
zeybegi, Kadilar zeybegi, Hatçem çikmis dam basina, Hezin hezin,
Yayla yollari.
Kadin Giyimi: Kadinlarin baslarinda degisik
basliklar bulunur: Fes, tepelik, rekçin, taç, tuzakli hotoz. Bölgede
genellikle oyali basörtüler kullanilir. Afyon yöresinde iki tür
kadin giysisi vardir: pesli giysi, ayak bileklerine kadar uzanan
etegi ve uzun kollariyla dikkati çeker. Pessiz giysi ise bedeni
bastan asagi örter. Giysinin üst kismina cepken giyilir. Yörede
yaygin olan salvar daha çok pesli giysinin altina giyilir. Afyon'da
bindalli da giyilir. Kadinlarda taki da önemlidir. Kulaklarda küpe
bulunmasi geleneklesmistir. Çarik giyenler de bulunmaktadir.
Erkek Giyimi: Basta, etrafina posu sarili püsküllü fes bulunur.
Sirtta, laciverte yakin mavi renkli ve sim sirma islemeli cepken
vardir. Gömlek yerine sikma yelek kullanilir. Belde kusak kolon
sarilidir. Ayakta diz altina kadar uzanan kirmizi bagcikli çorap
bulunur. Ayakkabi yerine çizme ve get kullanilmakla beraber, genel
olarak çarik giyilir.
ARTVIN
Artvin, halk oyunlariyla ilgili olarak bir yandan Kuzeydogu
bölgemizdeki barlarla, diger yandan Dogu Karadeniz bölgesindeki
horonlarla iliskilidir.
Bunun için Artvin içinde hem barlara,
hem de Azeri oyunlarina rastlamak mümkündür. Bunun için yörede
Atabari, Hançer bari gibi barlar oldugu gibi, Düz horon, Deli horon
gibi horonlar ve Baycan, Ondört, Tamara, Seyh Semil gibi azeri
oyunlar da bulunmaktadir. Artvin; Samsun, Sakarya, Eskisehir gibi
çesitli etnik gruplar karmasi durumunda oldugundan, hem oyunlar, hem
de müzik ve çalgilar bakimindan pek çok çesitlilik göstermektedir.
Oyunlara davul, zurna, cura zurna, koltuk davulu, kaval, tulum,
kartal kanadindan yapilmis balaban, armonika (garbon), hatta bazi
köylerde kemençe bil eslik etmektedir. Bu karma durum giysilerde
bile kendini göstermektedir. Erkek giysileri düz Azeri
kiyafetleriyle, Karadeniz Horon bölgesi kiyafetleri karmasi gibidir.
Artvin ilimizde oynanan bazi oyunlarin adlari sunlardir: Horon,
Deli Horon, Ata Bari, Artvin Bari, Döne, Sari Çiçek, Uzun Dere,
Koçeri, Ondört, Kiz Horonu, Acara, Cilveloy, Temüraga, Hançer Bari,
Köroglu Oyunu, Tamzara, Tamara.
BINGÖL
Bingöl, halk oyunlari bakimindan halay yöresinde yer almaktadir.
Oyunlar genellikle erkekler tarafindan ve davul-zurna esliginde
oynanir. Kadinlar da kendilerine özgü oyunlari kendi toplantilarinda
oynarlar.
Bölgedeki oyunlarin çogu türkülüdür. Yörede oynanan
baslica oyunlar sunlardir: El çirpma (çapukay), Govent (Bingöl
Halayi), Meyrom, Horani, Kartal, Çaça (Karayilan). Bingöl'de
bunlardan baska Sekme ve Koçeri adli oyunlarla çok ünlü Cezayir
havasi da oynanir. Gelin Götürme de bir oyundur; baba evinden alinip
güvey evine götürülürken, türkü söylenerek oynanan bir oyun
biçimidir.
Kadin giyim kusami: Bingöl'de kadinlar baslarina
aktülbentten yazma baglarlar. Bunlarin kenarlari oyalar ve çiçekli
motiflerle süslüdür. Birçok köyde fes de giyilir. Fesin etrafi da
altindan veya gümüsten parlarla süslüdür. Sirtta gömlek ve yelek
vardir. Çiçekli kumaslardan yapilan salvar, kadin giysisinin en
önemli parçalarindandir. Salvarin üst kismina, bele, ak bir sal
baglanir. Giysiler arasinda, çizgili parlak kumastan dikilen
Üçetekli giysiler de vardir. Elde örülen çoraplar renkli ve
motiflidir. Ayakkabilari çarik ya da yemenidir.
Erkek giyim
kusami: Basa yün ya da yapagidan yapilmis Papak giyilir. Yörede
erkek giyiminde de salvarin önemli bir yeri vardir. Kara kumastan,
yörede dokunmus olan salvarin üstüne belde desenli kusak baglanir.
Sirttaki gömlek, ak çizgili kirmizi parlak kumastandir. Erkek
çoraplari beyaz ve kadin çoraplarindan daha sadedir. Ayakta ayakkabi
olarak yemeni ya da çarik vardir.
BITLIS
Güneydogu illerimizden biri olan Bitlis'teki halk oyunlari zaman
zaman dizi, zaman zaman da tutunmadan oynanan grup oyunlari
biçimindedir. Tutunmadan, çogu zaman karsilikli iki dizi biçiminde,
bazen de halka halinde oynanan ve bu yörede çok sevilen bir oyuna
yörede Harkusta ya da Halkusta denir. Harkusta, el ele vurusularak
oynanan bir oyun çesididir. Bu oyun Siirt, Van, Diyarbakir, Mus ve
Malatya'da da oynanmaktadir. Bu bakimdan bu yöreye Harkustalar
Bölgesi de denmektedir.
Harkustalarin, birbirinden ufak
farklarla ayrilan bazi çesitler bulunmaktadir. Çesitlerdeki
farkliliklar ve özellikler el vuruslarinda görülmektedir. Örnegin
Mutki Harkustasinda çiftler karsi karsiya durarak el vurusturduklari
halde, Meryem Harkustasi'nda karsilikli gelip birbitlerini bir boy
geçtikten sonra geriye dönerek ellerini vurustururlar.
Bitlis
ilinde yaygin olarak oynanan oyunlardan bazilari sunlardir: Govenk,
Agir Govenk, Meyroki, Garzene, Sepe, Tiringo, Bapuri, Degirmenci,
Bitlis'te Bes Minare, Odun Attim Mutfaga, Çarsida Atlas, Nare ve
Temuraga.
Erkek giyimi: Geleneksel erkek giyimlerinden
sal-sapik, yörede keçi kilindan dokunur. Sapik üst bölümdür. Sal,
pantolon yerine giyilen genis bir salvardir. Bele sal-sapik üstüne
püsküllü bir kusak sarilir. Basta kefiye ya da Egol denilen posu
vardir. Ayaga ayakkabi yerine giyilen Harik'in tabani bugday sapi,
üstü keçi kilindan örülmüstür. Ayaklarda bulunan süslü yün çoraplar
da keçi kilindan dokunmustur.
Kadin Giyimi: Fistan, uzun kollu,
genis etekli bir entari türüdür. Zenginlik durumunu göstermek üzere
birkaç fistan üst üste giyilir. Püsküllü kusakli, parlak, pamukla
astarlanmis yelek de kadin giysilerinin parçalarindan biridir.
Içteki Don çoraba kadar uzanir. Ayakta kalin yün çorap bulunur.
Ayakkabi olarak çarik giyilir. Bastaki Kofi'nin alt kismina ziynet
ve süs esyasi olarak altin ve para dizilir. Merheme adi verilen
basörtüsünün çevresi pullarla islidir. Merheme üzerine dügümlenmis
olan Posu sol taraftan asagi sarkitilir.
BURDUR
Burdur Akdeniz yöremizin illerinden biridir. Burdurun bir köyü
olan Aziziye'de Sarikeçili asireti oturmaktadir. En güzel Türkmen
oyunlarini da bu Sarikeçili Türkmenleri oynamaktadir. Çok canli ve
hareketli olan Sarikeçili Türkmenlerinin oyunlarina Teke Oyunlari
denmektedir. Hayvancilik ve çobanlikla geçinen Türkmen yürüklerinin
gerek oyunlarinda, gerek türkülerinde. Teke, keçi, koyun davar
sözleri çok sik geçmektedir. Burdur, Antalya, Isparta illeri eskiden
Hamidogullari beyliginin bir bölümü olan Teke beyligini
olusturuyordu. Tekebeyligi Sinirlari içinde yaygin olarak oynandigi
için bu oyunlarin adina Teke Oyunlari dendigi saniliyor; Teke
oyunlarina, Sips1, Kaval, Baglama ve ritm aleti olarak Darbuka eslik
eder.
Sipsi yörenin en özgün (orijinal) çalgisidir. Bes
deliklidir ve boyu 20 -30 santimetredir. Oyunlarin çogu türkülüdür.
Bu bakimdan çalgi grubuna daima bir türkücü (solist) de
katilmaktadir. Oyunlarda önce sipsi ile bir gezinti yapilir. Daha
sonra yöreye ait olan bin Gurbet havasi okunur. Ondan sonra oyunlara
geçilir. Oyunlar halka biçiminde ve oyuncularin birbirlerine
tutunmadan oynadiklari bir grup oyunudur. Halka biçiminde sürdürülen
bir Zeybek oyunu türüdür. Bazi folklorcularimiz bu oyunlara Kirik
Zeybek adini vermektedirler. Burdur ilimizde bilinip oynanan
oyunlarin bazilari sunlardir :
Avsar Beyleri, Serenler, Teke
Zortlatmasi, Karinom, Keziban Yenge, Tek Zeybek, Ötme Gugut Ötme. AI
Yazma, Dimi Dimi, Kabardiç. Yayla Yollari, Sari Zeybek.
Türkmen
Kadin Giyimleri : Basta posu (poçu), Dastar yada oyali Yazma, Fes,
Alinlik; bedende islik veya Göynek, Üç etek, içte gögüsten kesik,
Delme, sirmali kepe Salvar, Kusak ve yün dokuma veya pestemaldan
Örücek; ayakta islemeli (erisli) yün çorap ve çariktan olusur.
Erkek Giysileri : Basta Fes ve ucu saga sarkik Poçu, sirtta
Mintan, üzeri kolanli sal veya yün Kusak, sirmali Cepken, ayakta yün
Çagsir, yün çorap ve çariktan meydana gelir.
BURSA (KILIÇ-KALKAN)
Kiliç-Kalkan oyunlari yurdumuzun hemen hemen her yöresinde
müziksiz olarak oynanan sportif bir gösteri biçimidir. Bir savas ve
cengaverlik oyunudur.
Cumhuriyet dönemimizden sonra bu oyunlara
yada gösterilere, Bursa ilimiz sahip çikmistir. Kiliç -Kalkan
oyun1ariyla Bursa adeta özdeslesmistir. Oyuncular ritmi, kiliç ve
kalkanin birbirlerine vuruslarindan çikan seslerden almaktadirlar.
Bu türden bir oyuna dünyanin hiçbir tarafindan rastlanmamistir.
Kiliç -Kalkan Oyunu : Pesrev, Yemin Töreni, Egitim, Savas ve
Baris sözlesmesi gibi bir takim bölümlere ayrilmaktadir. Bu ana
bölümler içinde de, Selam, Helallesme, Haberlesme, Vurusma,
Silahlarin birakilmasi gibi kisimlar vardir. Bu bölüm ve kisimlarin
adlarindan da anlasilacagi gibi Kiliç-Kalkan oyunlari bir savas
gösterisi niteligi tasimaktadir ve yigitligi, becerikliligi ve
barisi simgelemektedir. Atalarimizdan bize armagan olarak kalan bu
oyunlarin Türk halk oyunlari içersinde ayri ve özel yeri bir vardir.
Giyim kusam : Basta, etrafi Trablus saliyla sarili keçe Külah,
sirtta Altiparmak kumasindan Hilali Gömlek, üzerinde Yaprakli
denilen açik kollu Cepken bulunur.
Belde Lahuri Sal ya da Acem
Sali kusak ve üzerinde mesin Silahlik vardir. Göbek al- tinda
baglanan ve dize kadar inen Zipka pantolon yerine giyilir. Ayakta.
konç agzi islemeli, diz kapagi altina kadar uzanan bagcikli çorap ve
ayakkabi olarak giyilen yemeni vardir. Elde Kiliç ve Kalkan bulunur.
EDIRNE
Edirne halk oyunlari yönünden Hora ve Karsilama oyunlari
bölgesinde yer almis bulunmaktadir.
Oyunlar meydanlarda çift
Davul Zurnayla oynanir. Kapali yerlerde ve salonlarda Meydan Sazi,
Tef, (def) Darbuka ve Zilli Masa gibi müzik araçlari oyunlara eslik
eder. Davul zurna disindaki sazlarla daha çok karsilamalar
oynanmaktadir. Edirne ve tüm Trakya'da bugün sevilip oynanan
oyunlardan bazilari sunlardir: Kabadayi, Mendil, Sülümanaga, Kasap,
Eski Kasap, Balkan Gaydasi, Pomak Gaydasi, Zigos, Fatos, Anzuyla
Kanber, Sirto, Selanik, Kazibem.
Erkek Giyim Kusami: Basta keçe
Külah yahut Fes bulunur. Fesin etrafina Kefye sarilir, Sirtta
yakasiz Islik (gömlek) vardir. Onun üzerinde kolsuz bir Avci Yelegi
bulunur. En üstte de kollu, ceket biçiminde Aba yer alir. Ceket
yerine giyilen bu Aba'ya Kopran yada Cepken de denmektedir. Bele
kirmizi Kusak, yada Trablus kusagi baglanir. Kusagin üzerine Çaki
Çakmak, yandemir ve çevre gibi aksesuarin bulundugu mesin Silahlik
sarilir. Bacakta Potur ya da Çaksir bulunur. Ayakta beyaz yün çorap
ve kahverengi yada siyah renkli yemeni giyim kusami tamamlar.
Kadin Giyim Kusami: Basta bölgeye özgü baglama biçimiyle Yemeni
ve Krep bulunur. Sirtta bürümcük kollu Gömlek ve aynali Yemeni
vardir. Bele, etekli elbise giyildigi zaman Kemer baglanir. Belden
asagiya, aglari bol Salvar giyilir. Önemli günlerde Bindalli
kullanilir. Evlerde ayaga, dikisli mercan Terlik ve konçlari desenli
beyaz çorap giyilerek giyim kusam tamamlanir. Ayakkabi yerine, siyah
renkli, kisa topuklu mesin kunduralar giyilir.
GAZIANTEP
Gaziantep ilimiz Güneydogu Anadolumuzun en kalabalik ve en
hareketli illerinden biridir. Halk oyunlari bakimindan da Halay
bölgesi içerisindedir. Halaylar oyuncularin yarim halka biçinimden
birbirlerine tutunarak oynadiklari oyunlardir.Türkmen bölgesi olan
Gaziantepte oyunlar kadin-erkek birlikte oynandigi gibi ayri ayri
diziler halinde de oynanmaktadir. Oyunlara saz olarak Davul ve orta
kaba Zurna eslik eder. Yöredeki yaygin Leylim Halaylarina davul
zurna eslik etmez. Sözkonusu Leylim Halaylari Kaval, Düdük, Tef ve
bir türkücüden olusan müzik grubunun esliginde yürütülür. Gaziantep
gerek kiz erkek giysileri ve aksesuar bakimindan çok zengindir.
Genç erkeklerin basinda, sirma karistirilarak islenmis püsküllü
Terlik bulunur. Terligin etrafinda Posu sarilidir. Sirtta yakasiz
çubuklu Islik, onun üzerinde koyu mavi renkli Aba-cepken vardir.
Bele Antep dokumasi Sal Kusak sarilir. Bacaklarda açik mavi çuha
Salvar bulunur. Mor kadife üzerine sirma islemeli tütün Kesesi
kusagin sol kösesinden sarkitilir. Ayaklarda yünden örülmüs
çoraplariyla gülseftali renkli Yemeniler giyimi tamamlar.
Genç
Kizlarin basinda, Tepelik ve Taç Fes, alinlarinda ve yanaklarinin
yanlarinda Sarkitma denilen altin yada gümüs dizileri bulunur. Sirta
Antep dokumasindan Üçetek ve Zubun giyilir. Bele Savatli Kemer
takilir. Üçetegin altinda kutnu kumastan Salvar bulunur. Ayaklara da
yerli dokuma yün çorap ve gülseftali Yemeni giyilir.
Gaziantep
ilimizde en çok sevilip oynanan oyunlardan bazilari sunlardir:
Dokuzlu, Oguzlu, Çepikli-Çibikli (Havarisko da denir. ), Fatige
demune, Mani, Sirin Nar, Mendilli, Leylim.
Gaziantep ili
sinirlari içerisinde Türkmen oymaklarindan Barak asireti de
yasamaktadir. Bunlarin da kendilerine özgü çok güzel halk oyunlari
vardir. Bu oyunlara Davul, Zurna eslik eder. Bu oyunlarda müzige,
kartal kanadindan yapilan ve Zambur adi verilen bir halk çalgisi da
eslik etmektedir.
Gaziantep ilimiz halk oyunlari kadar halk
müzigi bakimindan da çok zengin illerimizden biridir. Yörede yapilan
arastirmalar bu bölgedeki türkü ve melodilerin Uzun havalar, Kirik
havalar ve Halaylar olmak üzere üçlü grup altinda toplanabilecegini
göstermektedir. Halk müzigi araçlari da sunlardir: Üflemeli sazlar,
basta orta kaba olmak üzere Zurna, dilli dilsiz Kavallar, yayli
sazlardan Kemane, vurmali sazlardan basta Davul olmak üzere, Tef,
Darbuka ve Zil.
Barak'lar arasinda bugün de çok sevilip oynanan
oyunlardan bazilari sunlardir: Meryem, Mermere, Kaba, Tam Kaba,
Kirikcan, Çobanbeyli, Nahsani, Barak Halayi ya da Barak iki Kamis
oyunu, Üçürdüm.
IÇEL-SILIFKE
Içel ilimizin bir ilçesi olan Silifke, Kasik Oyunlari bölgesi
içinde bulunmaktadir. Silifke'nin hemen hemen bütün oyunlari kasikla
oynanmaktadir. Halk oyunlari üzerinde, otuz kirk sene önce ilk
arastirmalar yapildiginda karsilikli iki sira halinde oynanan
karsilamalar yoktu. Son zamanlarda karsilikli iki sira haline
dönüsmüs karsilamalara da rastlanmaktadir. Oyunlarin çogu Davul ve
Klarnet esliginde sürdürülmektedir.
Ritim sazi olarak Koltuk davulu, Sise ve Fincan kullanildigi da
rastlanmistir. Kirtil köyü yörüklerinde Dört Köse Davul kullanildigi
da görülmüstür. Çalgi grubu içinde solist olarak bir kasikçi bir de
türkücü bulunmaktadir. Çünkü oyunlarin çogu türkülüdür. Silifke
oyunlarina geçmiste, Iklig, Baglama, Kaval ve Zilli Masa'nin eslik
ettigi de saptanmistir. Kasik oyunlarinda, oyuncular ellerindeki
kasiklari ayni zamanda ritim araci olarak kullanmaktadirlar. Onun
için de bu oyunlara Kasik Oyunlari, Konya, Içel ve Antalya
illerimizin bulundugu illere de Kasik Oyunlari denmektedir
KARS
Kuzeydogu Anadolu illerinden olan Kars, halk oyunlari bakimindan,
ilçelerinden bazilarinda halay ve semahlar oynanmasina ragmen bar
bölgesine girer.
Barlar, düz dizi ya da yarim halka biçiminde
tutunarak oynanan disiplinli oyunlardir. Bununla birlikte Kars
yöresi oyunlar bakimindan karma ve degisik bir durum göstermektedir.
Bunun nedeni degisik kültürlere sahip insanlarin degisik zamanlarda
bölgeye yerlesmis olmasidir. Bu bakimdan Türkmen boylarinin,
Azerilerin ve Dogu Anadolu yerli halkinin oyunlari bir arada
görülmektedir.
Davul zurna esliginde oynanan barlarin bulundugu
Kuzeydogu Anadolu yöresinde özellikle Kars ve Artvin'de armonika
(garmon) ile yürütülen ve son zamanlarda akordeon ile oynanan Kafkas
ve Azeri oyunlari da vardir. Kars oyunlari kadin erkek bir arada,
çiftli olarak oynanir. Çiftlerden meydana gelen gruplar halinde
oynanan oyunlar iyi bir sahne düzenlemesi içinde sunulur. Oyunlarin
bir kismi Kiskanç ve Mendil oyunlarinda oldugu gibi temsili ve
dramatize nitelikler tasimaktadir.
Kars'ta çok bilinen
Azerbaycan oyunlarindan bazilari: Kentvari, Çay, Lezginka, Tamara,
Seher, Aysat, Darikiran, Seyh Samil, Terekeme. Bar ve halay türünden
bazi oyunlar: Düzbar, Agir Bar, Bar Sekmesi, Tersbar, Tikbar, Tek
Tamzara, Çift Tamzara, Sarhosbari, Tavukbari, Hosbilezik, Zencirli
Köroglu, Ardahan Bari, Temüraga, Dello, Koçeri, Gölenin Düzü, Nare,
Lorke, Gaçke Bari. Azeri oyunlarinin müzigi genellikle 6 vurusludur.
Davul, zurna ve garmondan baska oyunlari yürüten çalgilar sunlardir:
Meydan sazi (divan sazi), dilsiz kaval, mey, zilli sallama, koltuk
davulu, kasik, zil, tef ve tongurdak.
KIRKLARELI
Kirklareli Trakya'da yer almaktadir. Hora ve karsilama
oyunlarinin bulundugu Marmara bölgesindedir. Kirklareli'de 80
civarinda oyun oynandigi bilinmektedir. Hora'lar, bar ve horonlar
gibi dizi biçiminde oynanan disiplinli oyunlardir. Karsilamalar,
çift oyuncularin karsi karsiya gelerek oynadigi salma oyun türüdür.
Bir çift oyuncuyla oynandigi gibi çiftlerden olusan kalabalik
oyuncularla da oynanir. Kalabalik oyunlar karsilikli iki sira
halinde yürütülür.
Müzik araçlari: açik havada ve meydanlarda
davul-zurna, salon ve oda gibi kapali mekanlarda tambura, saz,
darbuka, tef, zilli masa ve ritim araci da fincandir.
Yörede
erkek oyunlari daha çok meydanlarda, kadin oyunlari kapali yerlerde
oynanmaktadir. Ancak yöre halkinin karma oyunlar oynadigi da
bilinmektedir. Bugün oynanmakta olan bazi oyunlar sunlardir:
Alaybey, Arzuyla Kanber, Sülüman Aga, Beylerbeyi Ahmet Bey,
Zigos, Drama Karsilamasi, Karaumur Karsilamasi, Düz Kasap, Eski
Kasap, Istanbul Kasabi, Sirto, Kabadayi, Karayusuf, Kerala, Males
Kizlari, Mendilli Oyun, Hanim Ayse, Telgrafin Telleri, Toska.
TRABZON
Trabzon Dogu Karadeniz illerinin en kalabalik ve en hareketli
olanidir. Halk oyunlari bakimindan Horon yöresindedir. Yörede küçük
farkliliklar tasiyan pek çok oyundan en yaygin olani "horon" dur.
Dogu Karadeniz yöresindeki oyunlarin özgün çalgisi kemençedir.
Ancak horonlar açik yerlerde ve köy meydanlarinda cura, davul ve
zurna ile oynanmaktadir. Oyuncularin birbirine tutunarak dizi
biçiminde ve disiplinli bir sekilde oynadiklari horonlarin bazilari
türkülüdür.
Horonlar açik havada, dügünlerde 20-30 kisi çember
seklinde tutunarak oynanir. Çemberin içinde bulunan kemençeci ayni
zamanda horonu yönetir. Çok çabuk ve hareketli oynanan bugün de
oynanlarin bazilari sunlardir: Horon Kurma, Siksara, Kozangel,
Eskiya Horonu, Biçak Oyunu, Hissa, Sis Dagi, Sallama'lar ve
Karsilama'lar.
Karadeniz kiyi seridi köy, kasaba ve sehirlerde
oynanan horonlar kopmadan sürdürülen bir bütün, birbirine baglanarak
oynanan bir potpuri gibidir. Yörede kiz ve erkekler horonlari bir
arada oynadiklari gibi ayri gruplar halinde de sürdürebilirler.
Erkeklerin oynamadigi bazi kiz horonlari vardir: Vakfikebir Horonu,
Tonya gibi.
|